Yüce Rabbimizin can, vicdan, merhamet ile süsleyip; sevgi, barış, hoşgörüsü üzere yarattığı ve konuşan en yüce değer olan ‘’Yasin’’, yani ‘’İnsan’’, yani bizler!
Sizleri Hakk-Muhammed -Ali ve Ehl-i Beyt aşkı ile selamlıyorum. Gününüz aydın, ömrünüz sağlıklı, haneleriniz bereketli olsun inşallah.
Yüce Allah Buyurur ki:
“Beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim” (Bakara 152)
Yüce Rabbimiz dillerimizi O’nu zikretmekten, O’na kalpten sevgi ile bağlılığımızı daim eylesin. Tüm insanları güzel amel sahibi kılsın. Sevgi, barış ve kardeşlik ilkeleriyle donatsın.
Güzel Canlar!
Ömür dediğimiz üç gündür. Dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğimiz bir güne kaldık demektir!
Azrail’ in her an sürpriz yapabileceğini aklımızdan çıkarmamamız lazım. İnsan nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmesi gerekir ve ölmeden evvel ölebilmeli İnsan.
İnsan kendisinin, Eşref-i Mahlûk (Yaratılmışların en Yücesi ve güzeli) olduğunu fark etmesi gerekir.
Bu durumlarının farkında olan insan elbette gününü heba etmeyecektir. Onun her günü bayram tadında olacaktır, diye düşünüyorum.
Kur-an-ı Kerim Buyurur ki: “Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık” (En-am 38)
Kitap diye bahsedilen Eşref-i Mahlûk, tanrısal erdemliliğe mazhar olan insanın ta kendisidir.
Hz.İmam Ali Cenab-ı Mürteza’ ya sorarlar! ‘’Ya Ali bugün bayram mıdır?’’
Hz. Ali cevap verir: ‘’Her kim ki, herhangi bir günde Yüce Allah’ın emirlerine aykırı gelmeyip aksine onun insani tüm buyruklarını yerine getirirse kendisi için bayramdır. Kim olursa olsun Allah’ın buyruklarını yerine getirmezse onu için bayram değildir.” diye buyurmuştur.
O halde insan varoluş sebebini bilmeli ve Rabbimizin hiçbir şeyi eksik bırakmadığı kitapta gereğini yapması gerekmektedir.
Yapacağımız bayramın yardımlaşma, dayanışma, sevgi, barış, hoşgörü içerisinde olması gerek.
Bayram yapacaksanız, şekeri şekerciden, lokumu lokumcudan, helvayı helvacıdan alıp bayram yapacaksanız. Bu bayram olmaz, taşıma suyla değirmen dönmez. Onun içinde insani sevgi, saygı, barışseverlik, anne ve babaya saygı - hürmet, dosta vefa, küçüğe sevgi ve eşitlik yoksa buna bayram denmez. Kısmi gösterişten başka da bir şey de olmaz.
Bayramı dostu olanlar yapar!
Hâlâ hayatta olup bizzat kendisinden dinlediğim bir anıyı sizlerle paylaşmak isterim!
Bir Dedemizi köyden biri evine davet eder. Geçmişlerinin hayrına bir lokma hazırlamıştır. Kur-an okunacak ve dua edilecektir. Dede eve gider lakin evde komşulardan hiç kimse yoktur. Dede sorar, ‘’Siz bu yemeği sadece benim için mi hazırladınız?’’
Ev sahibi, ‘’Hayır dedem, aslında biz tüm komşular için lokma çıkardık ama kimse bizimle konuşmuyor. O nedenle bir tek siz varsınız!’’ der. Düşünebiliyor musunuz, koca köyde hayır lokmasına gelen yok! Komşusu olmayanın bayramı olur mu?
Evet, bayramlar ariflerindir, dostu olanlarındır, komşusu ile barışık olanlarındır. Boşuna bayramdan bir önceki güne ‘’arife’’ denmemiştir.
Anne ve babasına saygın olanların, onların hayır duasını alanlarındır bayram.
*Hastanın halini soran; fakir, yetim ve kimsesizlerin kimsesi olanlarındır bayram.
*Hakkın rahmetine erişen, atalarının kabirlerine bir dua okuyanlarındır bayram.
*Komşusu işsiz iken; kirasını, bakkal borcunu ve çocuğunun okul ihtiyaçlarını karşılayan, evine haciz gelirken onların derdine çare olanlarındır bayram.
*Gelenek ve göreneklerine bağlı, büyüğüne saygılı, küçüğüne sevgi ve şefkatle sahip çıkan, onları soranlarındır bayram.
Aile bütünlüğüne ve komşusu ile sosyal ilişkilerde en güzel düzeyde olanlar, dostları ile barış halinde olanlar için senenin her günü bayram olmaz da ne olur?
Düşünebiliyor musunuz? Dolabınızda asılı 25 gömleğinizin sadece beşini giydiğinizi... Ama kapı komşunuzun, o beğenmediğiniz gömleklere ne kadar ihtiyacı olduğunu ve onlar içinde en beğenmediğiniz gömleğin bile ona yeni gibi göründüğünü?
Atılan yemek artığında dahi nice kimselere bir bayram sevincinin saklı olduğunu fark etmeli insan.
Hz. İmam Ali Cenab-ı Mürteza bir vilayete atadığı valinin şikâyetlerini duyunca ona şu mealde bir mektup yazar:
‘’Ey Vali! Duydum ki görev yapmakta olduğun vilayette yeni dostlar edinmiş, onlarla şatafatlı sofralarda türlü kaftanlar libaslar giyerek boy gösteriyormuşsun. Yanına yanaştığın o kişilerin işleri dışında fakir fukara ve gariban kesimlere, ağır müeyyideler yüklemiş o zenginlerin zorbalıklarına ortak olmaktasın. Unutma ki senin dâhil olduğun o şatafatlı sofralarda yetimin, fakirin fukaranın, emekçinin ve ezilmişlerin alın teri ile o sofralar kurulmakta. Yani demem o ki, sen o yetim ve fakirlerin kanı ile mideni doldurmaktasın.’’
Dedik ya bayramı arif olup fakir fukara ve ezilmişlerin halinden anlayanlar yaparlar.
Bu bayram bizim bayramımız değildir! Yani bizim Kurban bayramı ve Hızır - İlyas (Hıdırellez) bayramımız vardır.
Ama metropollerde iç içe ve aynı mahallede birlikte yaşadığımız komşularımız vardır. Hem onlara saygımızdan ötürü, hem de gençlerimizin kendi inançlarını öğrenmeleri içinde olsa cemevlerimiz açık olacaktır.
Bugünün önemini anlatan sohbetimiz olacak.Hem de bu ayda şehit edilen İmam-ı Ali’ nin şehadetine de matem niteliğinde cem olunacaktır.
Yine bu ayda nazil olan Kuran-ı Azimüşşan’ ın aslında yine Ehlibeyt olduğunu anlatmaktır önemli olan.
İmam Ali: ‘’Ben konuşan Kuran’ ım’’ hadisini boşuna söylememiştir.
Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin de, her yıl bu ayda ve bu günlere denk gelen adına Fıtr Bayramı dedikleri bir bayramın yapıldığı bilinmektedir.
Bu bayramın asıl anlamı, fakirlerin, yetimlerin, kimsesizlerin, esirlerin, sevindirildiği ve beş gün veya bir hafta kadar sürdüğü hakkaniyetin ve rıza ilkesinin eda edildiği günün adı idi Fıtr Bayramı.
Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin ve diğer tüm Ehl-i Beyt sevenlerinin katkıları ile hazırlanan bugünlerde kimi zenginlerin evlerini dahi bağışladığı bilinmektedir.
Hz. İmam Hasan Mücteba’ nın sekiz defa evlerini bağışladığı tarihler bize aktarmaktadır.
Ne zaman ki Emevi Hanedanı, İslam Devlet yönetimini hile ile ele geçirdi, taşlar yerinden oynamaya başladı. Kerbela mezaliminden sonra ise günümüze dek süren onca katliamlar ve sürgünler, evvela Emevi’nin yozlaşmış hayatlarını İslam imiş gibi insanlara kimi zaman zorla kimi zaman asimile ederek dayattılar.
İslam’ ı yeni kabul edenler ise gördüklerini gerçek İslam bildiler. Bir tek Ehl-i Beyt’ e canı gönülden bağlı olan ve adına ‘’Alevi’’ denilen bizler hariç.
Alevi inancı mensubu olanlar 12 İmam soyundan gelen Seyyid evladını Mürşit -Pir bilip,12 İmam ve Hz. Muhammed’in İslam’ ını terk etmediler. Onca sürgün ve katliamlara rağmen...
Ve siz güzel canların yardımlaşma ve dayanışma gününüzün mübarek olmasını diliyor, bağış ve lokmalarınız Hak katında kabul olmasını niyaz ediyorum.
Gönüllerinizden sevgi ve barış eksilmesin. Rabbim dilde dileğinizi gönülde muradınız versin. Hakk-Muhammed-Ali cümlemize hidayet eylesin!
ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI
Cihan var olmadan var olan Ali idi, Cihan var olurken yine var olan Ali’dir. (Mevlana Celalleddin-i ...
DevamNevruz Farsça bir kelime olup, manası yeni gün anlamındadır. Bugün toprağın uyandığı, tabiatın canla ...
DevamHALİFE OSMAN BİN AFFAN DÖNEMİ Hz. Muhammed s.a.s sonra üçüncü Halife Osman bin Affan olmuştu, yani A ...
DevamPirini özünde anar Aşkın küresinde yanar İnsanlığa ilham sunar İkrarında durur kadın Noksanlık var d ...
DevamDerdimin dermanı tuttuğum ipsin Yetiş Hızır yetiş darda kalana Gerçeğin nefesi uzanan elsin Yetiş Hı ...
Devam