alevi islam logo
alevi islam logo
RÛHU’L KUDÜS TERİMİ ÜZERİNE İNCELEME

RÛHU’L KUDÜS TERİMİ ÜZERİNE İNCELEME

04.10.2022

   Bugünkü muhabbetimizde Kuranî bir kavram olan ve ondan önceki kutsal kitaplarda da geçen bir Rûhu’l Kudüs ifadesini kısaca ele alacağız.

 Bakara Suresi 87. Ayette şöyle buyuruyor:

‘’Musa’ ya kitabı / Tevrat’ ı verdik ve arkasından onu izleyen birbiri ardınca elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ ya da apaçık deliller verdik. Onu Kutsal Ruh’ la (Rûhu’l-Kudüs) destekledik. Her ne zaman bir elçi (rasul) size canınızın istemediği/hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiğinde, büyüklük taslayarak, kimini yalanlayıp ve kimini de etkisiz hâle getiriyordunuz. ‘’

   Bu ayette geçen Rûhu’l Kudüs ifadesi Türkçeye kelimesi kelimesine ‘’Kutsal Ruh’’ olarak tercüme edilirken, genellikle ‘’Cebrail’’ olarak çevrilmiştir. Ruh sözcüğü Kuran’ı Kerim’ de çok anlamlı sözcüklerden biridir. Örneğin ‘’akıl, nefs, can’’ anlamlarında kullanılmıştır. Öyleyse Rûhu’l Kudüs hayat kaynağı, yüce ve kutsal idrak, yüce anlayış demektir. Bazı hadislerde Hz. Peygamberin sevdiği bir şaire (Hassan bin Sabit’e) ‘’Allah seni Kutsal Ruh (Rûhu’l Kudüs) ile desteklesin’’ dediği geçer. Buradan anlaşılması gereken; ‘’Allah senin idrak ve iradeni yüceltsin’’ diye anlamak gerekiyor.

   Ruh konusunda çok kitaplar yazılmıştır. Fakat insanoğluna bu konuda çok fazla bilgi verilmediğini/verilmeyeceğini peygamberimizde ifade ediyor. Bizzat Kuran’ı Kerim’ de der ki;

"Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh, Rabb'imin emrindendir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir."

            (İsra Suresi 85)

   Anlaşılıyor ki insanın kutsal ruh kavramını çok az algılayacağıdır. Dolayısıyla ‘’ruh’’ konusu insanın düşün dünyası için anlaşılması ancak bazı sembolik ifadelerle mümkündür ya da algılayacağı kapasite kadarıdır. Çünkü aşkın ve ilahi bir kavramdır. Tanrı’ yı dahi algılaması sınırlıdır:
‘’Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.‘’

(Enam Suresi)

Alevi deyişlerinde de ‘’Rûhu’l Kudüs’’ çokça geçer, Söz gelimi Seyyid Nesimi’ nin dizelerine kulak verelim:

Merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ

Ey şeker-leb yâr-ı şirîn lâ-mekânım merhabâ

 

Çün lebin câm-ı Cem oldu nefha-i Rûhu'l-Kudüs

Ey cemilim ey cemâlim bahr u kânım merhabâ

 

Gönlüme hiç senden özge nesne lâyık görmedim

Sûretim aklım ukûlüm cism ü cânım merhabâ

 

Ey melek sûretli dil-ber cân fedâdır yoluna

Çün dedin lahmike lahmi kana kanım merhabâ

 

Geldi yârım nâs ile sordu Nesîmî neçesin

Merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ

 

  Seyyid Nesimi’ nin ikinci beyitte geçen Rûhu’l Kudüs ifadesini günümüz Türkçesine çevirirsek şöyle almıştır:

‘’Çünkü dudağın Cemşîd’ in kadehi gibi serden geçirici (ser-hoş edici), nefesin Kutsal Ruh’ un nefesi gibidir.’’

Aslında bu nefes, Hz. Peygamber Muhammed Mustafa için söylenmiştir. Ve Seyyid Nesimi’ ye göre Peygamberin sözleri, nefesi Kutsal Ruh’ un sesi gibi olduğu betimlenmiştir. Böylece Alevilik’ te de aklî unsurlara ve sembolik anlamlara ne kadar önem verildiği de görülmektedir. Hz. Muhammed’ in kutsal idrak, yüce anlayışla ortaya koyduğu -ki akıl burada aracıdır- vahiy doğrudan Allah’ a aittir. Cebrail’ in ise iki anlamda da (ontolojiksel ve semboliksel olarak) varlığına işaret edilmektedir. Yani algılama ve yüce kudret…

   Cebrail bazılarına göre ise ‘’akıl’’dır. Fakat bunu salt akla indirgemek doğru değildir. Çünkü akıl bu dünyayı mantıksal ve zihinsel anlamda değerlendirir. Ancak insanda bir de ‘’cevher’’ olduğunu unutmamak gerekli. Dolayısıyla Cebrail salt akıl demek yanılgıdır.

Geldi çağırdı Cebrail

Hak Muhammed Mustafa’ ya

Hak seni Mir’ac’a okur

Davete kadir Huda’ya

….

Muhammed belin bağladı

Anda ahiri Cebrail

İki gönül bir oluben

Hep yürüdüler dergâha

   Şah Hatayi’ nin miracnamesinde geçen ve cem ibadetlerinde icra edilen bu deyişte de Hz. Muhammed’ in akıl yoluyla en üst mertebeye çıkması, ötesinde akıl yolunu da aşarak Tanrı’ nın bazı ayetlerine mazhar olması anlatılmaktadır. Deyişin sonunda ise semah dönülmektedir. Semah da aslında bu yüce idrak ve kutsal anlayışın doruk noktasıdır. O öyle bir hâldir ki, insanın kendi varlığını Hakkın varlığında yok etmesidir. Kutsal Ruha sembolik olarak bürünmektir.  Tüm evrenin başlangıcından itibaren bir denge ve uyum içinde olduğunu, ilahi nizamın Hakkın aşkıyla tekamül ettiğini göstermektedir. O sırra ermek başta akıl yolu ve dahasında da Hakkın sırlarına mazhar olmak için Hakikat makamında olunması gerektiğini belirtmektedir.

   Cem ibadetlerimizde semah dönen canlar, miracname okuyan zakirler bu bilinç ile hizmetlerini yaptıklarında, daha çok anlam kattıklarını göreceklerdir. Çünkü Yüce Allah vahiyini sadece peygamberlere değil, tüm insanlara göndermektedir. Elbette peygamberlere iletilen vahiy özeldir. Fakat insanlar kendilerinde olanın çoğu kez farkında değildir. Bir çoğu aklı kullanmak da dahil olmak üzere ‘’kutsal idrak, yüce anlayışı’’ algılayamamaktadır. Kuran buna ‘’basiret gözü kapalı’’ olarak vurgu yapar.

   Öyleki daha ileri gidersek Yüce Allah’ ın rahmetinden uzaklaşanlara, artık şeytanın (saptırıcı, gerçeği örtücünün) vahiy edeceği dahi Kuran’ da geçmektedir:

“Şüphesiz şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmelerini vahyederler.”

(Enam Suresi 121)

   Görüldüğü gibi insanın kendisi şeytanlaşmaya görsün, artık Yüce Allah’ ı yardımcı/destekçi olarak göremeyecektir.

   Öte yandan konunun derinine fazla inmeden ‘’Kutsal anlayış’’ ın bir içgüdüsel/doğasal/fıtrat hizmeti anlayışına dönüştüğüne de şahit oluyoruz. Bal arısına acaba kim bal yapmasını öğretmiştir? Var olan bilgisini nereden almıştır? Hangi fıtrat anlayışının ürünüdür? Kuran’ a bakalım:

  ‘’Rabbin bal arısına şöyle vahyetmişti (bildirmişti): "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) yaptıkları çardaklardan kendine yuvalar edin! Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarına gir!" Karınlarından renkleri çeşitli bir içecek (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için bir delil vardır.’’

                (Nahl Suresi 68,69)

   Sonuç olarak, buraya kadar ‘’Rûhul Kudüs’’ ifadesinin tam manasını hiçbir beşer tam anlamıyla bilemeyecektir. En doğrusunu Yüce Allah bilir. Bize verilen bilgi ise akıl kapasitesi ve yapısı nedeniyle kısıtlıdır. Çevremizde gördüğümüz (bal arısı örneğinde olduğu gibi) nice ibretler vardır. Hepsi Yüce ALLAH’ IN VARLIĞINA DELİLDİR. Hepsi Yüce Allah’ ı zikretmektedir.

’Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlardaki delillerden yüzlerini çevirip geçerler’’

(Yusuf Suresi 105)

   Bize düşen görev de Allah’ ın verdiği nimetleri (aklı, gözü, kulağı vs.) kullanarak bizi Rûhul Kudüs ile desteklemesini niyaz etmektir.

Yüce Allah hepimize idrak ve gönül gözü açıklığı versin.

 

Fırsat elde iken bir âmel kazan
Gül cemâlin bir gün solsa gerektir
Zevkine aldanma tapma dünyaya
Dünya malı burda kalsa gerektir.

Yarın Hak’kın divânına varılır
Rûz-u mahşer günü sual sorulur
Günahın tartarlar mizan kurulur
Orda haklı hakkın alsa gerektir

Bana böyle geldi Mevlâ’dan hitap
Dil tutulur ol dem verilmez cevap
Kimine lûtf olur kimine azap
Cennet tâmu Hak’tır dolsa gerektir

Genç Abdal’ım Hak’ka yakın olana
İtikâdı bütün sâdık olana
Hakikatta Hak’ka âşık olana
Divanda şefâat olsa gerektir

 

ALEVİ İSLAM İNANÇ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

HAFTALIK CEM SOHBETLERİ

RAHMET

RAHMET

Yaratan’dan yaratılana, yaratılandan da yaratana uzanan çizginin en belirgin özelliklerinden biri de ...

Devam
Kabe ve Hz. İmam ALİ

Kabe ve Hz. İmam ALİ

Cihan var olmadan var olan Ali idi, Cihan var olurken yine var olan Ali’dir. (Mevlana Celalleddin-i ...

Devam
SULTAN NEVRUZ

SULTAN NEVRUZ

Nevruz Farsça bir kelime olup, manası yeni gün anlamındadır. Bugün toprağın uyandığı, tabiatın canla ...

Devam
HZ. MUHAMMED’DEN SONRA İSLAM VE ALEVİLİK

HZ. MUHAMMED’DEN SONRA İSLAM VE ALEVİLİK

HALİFE OSMAN BİN AFFAN DÖNEMİ Hz. Muhammed s.a.s sonra üçüncü Halife Osman bin Affan olmuştu, yani A ...

Devam
ALEVİ İSLAM İNANCINDA KADININ YERİ

ALEVİ İSLAM İNANCINDA KADININ YERİ

Pirini özünde anar Aşkın küresinde yanar İnsanlığa ilham sunar İkrarında durur kadın Noksanlık var d ...

Devam
Hızır Orucunun Ardından

Hızır Orucunun Ardından

Derdimin dermanı tuttuğum ipsin Yetiş Hızır yetiş darda kalana Gerçeğin nefesi uzanan elsin Yetiş Hı ...

Devam
""
Top